​Bayramda Reflüden koruyacak 10 altın kural
​Aziziye Belediyesi Kurban Bayramı'na hazır
​Düzgün Market 16. Şubesini hizmete açtı
​İnternet üzerinden ödemeye alıştık
  Genel      Gündem      Siyaset      Ekonomi      Spor      Dünya      Yerel      Asayiş      Eğitim      Sağlık      Teknoloji      Bölge      Kültür   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Muhammet İSPİRLİ - mispirli@alo25.com
10 OCAK…
10 Ocak 2018 - 343 okunma

Çalışan Gazeteciler Günü

Sosyal medyada kutlama yapan bazı arkadaşlarımıza göre “Dünya Gazeteciler Günü”

Ve bugün aynı zamanda “İdareciler Günü”

Yani, Türk İdareciler Derneği tarafından 1978 yılı Genel Kurulunda 10 Ocak tarihi ; 10 Ocak 1971 yılında Mülki İdare Amirleri sınıfının ihdası ile yapılan ilk Mesleki Toplantı başlangıç kabul edilerek, İdareciler Günü olarak kabul edilmiştir.

Bu vesileyle öncelikle görevini hakkıyla yapan tüm idarecilerimizin gününü sevgi saygıyla kutluyorum.

Gelelim bizim günümüze. Daha önce konuya ilişkin bir yazı dikte etmiştim. Benzer ifadelerle güncellemek gerekirse;

“10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” öylemi?

Neden “Gazeteciler Günü” değil de, “Çalışan Gazeteciler Günü?”

Kısa bir anımsatma ile hikâye şöyle efendim;

10 Ocak 1961’de resmi gazetede yayımlanan bir kanun ile basın çalışanlarının bazı hakları yasal güvenceye kavuşuyor ama Babıali’nin 9 patronu bunu okuyucularını şaşkına çeviren bir ortak bildiri ile ''gazetemizi üç gün kapatıyoruz'' duyurusunu yapıyorlar.

Bildiriye imza atan 9 patronun sahibi oldukları gazeteler mi? Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah...

Tabii bu durum karşısında çalışanlar da bir araya gelip ''basın'' adlı bir gazete yayınlanmasına karar veriyorlar ve bu karşılıklı tepkiler 3 gün sürüyor.

Sonrasında, 14 Ocak 1961'de boykot sona ererken, üç günde yaşanan olaylar, Türk basın tarihinde yerini alıyor. Böylece "Basın Gazetesi" çıkartan gazetecilerin bu eylemiyle "Çalışan Gazeteciler Bayramı”nın da temeli atılıyor.

Ancak 12 Mart 1971 askeri darbeden sonra bu haklardan da bir kısmının geri alınmasıyla geriye “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” kalıyor.

Aradan geçen 57 yılda ne değişmiş?

1973-2002-2003 tarihlerinde ilgili kanunun bazı maddelerinde değişiklikler yapılmış ama gazeteciler lehine bir kazanım olduğu pek söylenemez.

212 sayılı yasa ile çalışanların oranı bugün yüzde kaç?

Gazetecilerin çalışma hayatı yine patronların ya da çalıştığı ilgili kamu kuruluşlarının siyasi iradesi ve başında bulunanların iki dudağı arasında…

Kimler dürüst gazetecilik yaptığında uzun süre hizmet verdiği gazete ya da kurumda barındırılıyor, kimler içerde, kimler dışarıda, kimler kapının önünde?

Sahi, bir zamanlar uçak biletlerinde bile hamiline yüzde 50 indirim yapılan Sarı Basın Kartları’nı şimdi kim tanıyor?

Söyleyeyim; Her yıl ebatları ve üzerindeki yazı puntoları değişiyor, şimdilerde ise mesleğe farklı dallardan dahil edilen çalışanlara bu kartlar verileceği karara bağlandı.

Sektörün yeni istihdam alanı olan internet medyası ise 212 bir yana hâlâ herhangi bir yasal zemine bile sahip değil, tıpkı kafasına göre takılan radyo televizyonlar gibi. Kimse bana RTÜK’ün bu anlamda görev yaptığı safsatasını iddia etmesin!

Günümüz radyo ve televizyonların ekseri çoğunluğunda habercilik hak getire.

Haber tevzi müesseseleri kamu ya da özelde iş çığırından çıkmış, çalışanlarını da ona göre muhakeme edebiliriz…

2003 tarihinde, çok ciddi emek verdiğim, bazı iletişim fakültelerinde da kaynak kitap olarak önerilen “Medya Gerçeği ve Haberciler” çalışmamda yazılı ve görsel medya üzerine naçizane biraz araştırma yapmıştım.

Aradan 13 yıl geçti, başta teknoloji olmak üzere sistem, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal anlamda o kadar hızlı değişti ki sektörün başı döndü benim yaptığım çalışmanın şimdi kat kat daha fazla analiz edilmesi gerekiyor.

“Ulusal basın” deniliyor…

Her zaman iddia ettim şimdi de altını çiziyorum; Bu ifade yanlışşş…

Kelimenin dar anlamıyla, TRT ve AA bu kavramın içerisine girer.

Gerçi günümüzde başta belediyeler ve bazı kamu kuruluşlarının servis ettikleri ve bizlerin de sadece bir zahmet kopyalayıp yapıştırarak habercilik yaptığımıza mecbur bırakıldığımız aslında kendimizi aldattığımız habercilik anlayışı ile değerlendirirsek, “yerel” ve “yaygın” medya hepsi bu kategoriye dahil edilebilir.

Ancak habercilik, yazılı, sözlü ve görüntülü anlatı, bugünkü tabiriyle olması gereken MEDYA evrenseldir.

Doğrusu; Yaygın Basın ya da Yaygın Medya, Yerel Basın veya Yerel Medya…

Konuya bu iki açıdan yaklaşılmalı ve çalışanları da gerek sendikal haklar gerekse iş kanunu çerçevesinde buna göre değerlendirilerek gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Eskiden yerel basında, yani il ve büyük ilçelerde çok sayıda gazete vardı. İşini gereği gibi yapan, hakkını veren mevkuteleri saygı ile anarken, çoğunluğu için bu ifadeyi kullanamayacağım. Çünkü bu gazetelerin çoğunluğunun sigorta primleri, basın kartları hakları eş, çocuk ve akraba üzerine gösteriliyordu. Ve devlet de bunu yıllarca es geçti.

Resmi ilan getirisi dönemin şartlarına göre iştah kabartınca önüne gelen verdiği bir dilekçe ile gazete kurdu başladı işine gelmediklerine veryansın etmeye.

Baktılar ki bu iş böyle olmayacak, var olan ancak o tarihe kadar pek işlemeyen bu gazeteler denetim mekanizmasıyla kontrol altına alınmaya. Öyle de oldu. Üçer beşer gazete bir araya getirildi, sahipleri de iyi fiyatlara aradan çekildiler.

Sonuç?

Ne ben söyleyeyim ne siz okuyun.

Şimdi aynı durum internet haber sitelerinde söz konusu.

Henüz resmi ilan yok ama, AK Parti iktidarı döneminde özellikle belediyelerden 3-4 ayda bir verilen (ortalama 500 TL) tanıtım geliriyle iş iştah kabartıyor.

Arkadaş üç beş kuruşa bir isim hakkı alıyor, 100-250 TL’ye de bir web sitesi kurduruyor, bazıları kerhen bir ajansa abone oluyor, olmayanlar da sağdan soldan çaldıkları haber ve fotoğraflarla (ayda bir de güncellese yeter sayfasını) oluyor gazeteci ve dayanıyor belediyelerin kapısına.

Eee bir iki tane de sözüm ona köşe yazmış ya... O artık gazetecidir, köşeyi dönmek üzeredir. Toplantılarda başköşeye oturur. Ses tonundaki ukalalık ve sorduğu soruda hemen notunu verirsiniz.

Muhatabı “sayın başkan” genelde farkında değildir… Hazirundaki herkesi de öyle değerlendirir.

Bu tipler toplantıdan sonra çıkar, başkan ya da vekilin koluna girerek yaptığı özçekimi hemen hesabından paylaşır.

Al sana gazeteci!..

Bu gasticelerin bir kısmı da sahada hiç değildir, bir şekilde radyo, internet sitesi veya gazete sahibi olmuştur…

Hayatta eline fotoğraf makinesi almamış, bir kaz kamera arkasına geçmemiş, ışıktan, kadrajdan, pozometrelerden, açıdan, montajdan bihaber, görüntü uzmanıdır, haber fotoğrafta anı en iyi yakalayandır…

Ekibi sürekli haber malzemesi çalar, birkaç hatırı sayılır ismi de köşe yazarı olarak gazete ya da internet sayfasına dahil edip aslında kullanıp, oturduğu yerden ahkam keser ve başlar başta belediyeler olmak üzere konudan bihaberleri söğüşlemeye…

Türkiye’de belli bir grubun ifadesi ama;

Nerede basın emekçisi?

Nerede gerçek anlamda çalışan?

Ve var mı bu duruma karışan?

Yok çünkü günümüzde medya, siyasi anlamda eskinin tam tersine dönmüş…

Eskiden, kafası kumda yayın anlayışıyla “bir kısım medya” vardı, şimdi berikiler farklı bir kumda yediği ekmeğin şarkısını söyleyip duruyor “yandaş medya”…

Buralarda çalışan mı, çalışmaya çalışan mı?

Her şeye rağmen mesleğin hakkını verenlere selam olsun!


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Muhammet İSPİRLİ Diğer Yazıları

15 Haziran 2018 - Çifte Bayram Mı?
23 Mayıs 2018 - A Han Da Süper Lig
15 Mayıs 2018 - Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan
08 Mayıs 2018 - Şaka Mı Bunlar?
12 Nisan 2018 - Daha yeşil bir Erzurum için
02 Nisan 2018 - Umuda Yolculuk
05 Mart 2018 - Sistem şartlara göre belirleniyor…
12 Şubat 2018 - Sizlere Daha İyi Hizmet Verebilmek İçüüün…
27 Ocak 2018 - Hele Dadaş hoş musan?
17 Ocak 2018 - Esaret’e Destek
12 Aralık 2017 - İsmail Emi Demiş Ki..
31 Ekim 2017 - Doğal Kaz
24 Ekim 2017 - Yoklama Mı Yapsak?
11 Ekim 2017 - Klavye Şerefsizleri
27 Eylül 2017 - Bu Nasıl Kent Meydanı?
07 Eylül 2017 - Bir Kenara Konulacaklar
27 Ağustos 2017 - Trafik ve Hizmetleri Hak Getire
02 Ağustos 2017 - Zeytinyağlı Yiyelim Efendim…
19 Temmuz 2017 - Bir garip ölmüş diyeler…
11 Temmuz 2017 - Hiç Bana Sordunuz Mu?
20 Haziran 2017 - Kim Kime Dum Duma…
05 Haziran 2017 - Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?
27 Mayıs 2017 - Kursağımızda Kaldı!
23 Mayıs 2017 - Geçmiş Olsun Güzel Ülkem!
17 Mayıs 2017 - Kaldı 90 Dakika…
11 Mayıs 2017 - Bu Maç Kaçmaaz…
01 Mayıs 2017 - Bende Kalmasın…
26 Nisan 2017 - Çipli Kafa Kâğıdım…
14 Nisan 2017 - Bu Ne Aymazlık…
06 Nisan 2017 - Sırası Gelmişken
26 Mart 2017 - Teşekkürler Nobre…
25 Mart 2017 - Şampiyonluk rotasındayız
21 Mart 2017 - Çekme Oğlum!..
06 Mart 2017 - “Kale Arkasına Dikkat!” Demiştim…
26 Şubat 2017 - Kale Arkasına Dikkat!
20 Şubat 2017 - Şeytanın Puştluğu
14 Şubat 2017 - Heç Oldii?
27 Ocak 2017 - BEYAZŞEHİR; Bu dergiyi mutlaka isteyin…
17 Ocak 2017 - “Söylemez”, Söylene Söylene...
04 Ocak 2017 - Bu Şehrin Kirli Havası…
27 Aralık 2016 - Terör Örgütlerinin Maşası Olmak
13 Aralık 2016 - Ankara’da Erzurum'u Tanımak…
27 Kasım 2016 - Cancağızım, Dün Dünde Kaldı Da…
21 Kasım 2016 - Bu kafayla şampiyon olsak nee, olmasak ne!
14 Kasım 2016 - Treni Kaçırmayalım…
08 Kasım 2016 - Taraftara Çağrı
25 Ekim 2016 - Tetiğe değil, deklonşöre basalım!
12 Ekim 2016 - Devletin Basın-Yayın-İlan-Enformasyon ve Ajans kuruluşları
21 Eylül 2016 - Soyuluyoruz!
02 Eylül 2016 - Kirlenen O Sıfatlar…
23 Ağustos 2016 - Erzurum’daki Askeri Tesisler…
12 Ağustos 2016 - Şoktan Uyanış,Ya da diriliş…
27 Temmuz 2016 - Meydanları Dolduranların Sesi
21 Temmuz 2016 - Sırtından Vurulmak
16 Temmuz 2016 - Geçmiş olsun!
11 Temmuz 2016 - Evet, Rektörlük seçimi…
30 Haziran 2016 - Türkiye'nin acilen...
20 Haziran 2016 - Rektörlük seçimleri mi dediniz?
11 Haziran 2016 - Bazıları için gün 25 saattir
30 Mayıs 2016 - Siyasi Panorama
23 Mayıs 2016 - İktidar değil, önemli olan muktedir olmak…
17 Mayıs 2016 - Sağlıklı Gün Dileklerimle!
05 Mayıs 2016 - Ah şu 25…
25 Nisan 2016 - Bütün pisliklere rağmen…
19 Nisan 2016 - Trabzon Yolcusi Kalmasun..
11 Nisan 2016 - Hukuk Devletinde Tuzak Olmaz!
01 Nisan 2016 - Marka Haysiyetsizler…
22 Mart 2016 - Yargıda Zaman Yönetimi…
07 Mart 2016 - Vefa İstanbul’da Bir Semtin Adı Değil…
29 Şubat 2016 - Ne Şubat Ama!
15 Şubat 2016 - Trafik keşmekeşi ve ucube yapılaşma
08 Şubat 2016 - Havuzbaşı’ndaki Bayrak Yanlıştı!
26 Ocak 2016 - Ne Kürt Ne Müslüman!
10 Ocak 2016 - Sap ile saman
07 Ocak 2016 - Tebrikler Sekmen…
31 Aralık 2015 - 365 Dün…
08 Aralık 2015 - Rus Ruleti
17 Kasım 2015 - men dakka dukka
10 Kasım 2015 - Kötü Dadı…
02 Kasım 2015 - Kolay Kazanılmadı…
27 Ekim 2015 - Bağımlılık
20 Ekim 2015 - 1 Kasım’a 10 Kala…
14 Ekim 2015 - Altınok’a Kefiliz…
28 Eylül 2015 - Büyükanne'ye bayram ziyareti...
20 Eylül 2015 - Beşi bir yerde!
13 Eylül 2015 - Ha Bu Suud’un Finduk Kadar Akli Olsa…
07 Eylül 2015 - Bu Medya Ak Parti’yi Nereye Götürür?
02 Eylül 2015 - Tekman’ın Çocukları…
12 Ağustos 2015 - Kürtler Bölücü Müdür?
26 Temmuz 2015 - Koyunlar Cağ Kebap Mı Oldu?
13 Temmuz 2015 - Yeni Bir Ak Parti…
30 Haziran 2015 - Bunlar kimin yareni?
19 Haziran 2015 - Koalisyon Belli Ama…
09 Haziran 2015 - Erken Seçim Kaçınılmaz! Eğer Ki..
02 Haziran 2015 - İstasyon Meydanı...
26 Mayıs 2015 - Vefa, Barda Oturan Sarışın Kız Mı?
Anasayfa | Künye | Bugünki Sayımız | Gazeteler | Foto Galeri | Video Galeri | Sohbet Odası
CH