​Teyyo Pehlivan çocukları unutmadı
​Başkan Öz’den Mevlid Kandili Mesajı
Alim: Ülke olarak ciddi sıkıntılar yaşıyoruz
​Kılıç: Bu gün alemler için müjdedir
  Genel      Gündem      Siyaset      Ekonomi      Spor      Dünya      Yerel      Asayiş      Eğitim      Sağlık      Teknoloji      Bölge      Kültür   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Beyza Ersoy - beyza7777@windowslive.com
Duygu Borsası
31 Ekim 2018 - 171 okunma

Konuştukça susuyor aczimin dili. Tevekkülle boyun eğiyor sesli isyanıma. Sus diyor aciz tarafım, Sus! Çünkü anlamazlar seni, duymazlar sesini. Ama akıl işlemez oluyor acıyınca can. Kalbin hızı vuruyor dile. Kalp bu, hiç bilmediği bir dilde haykırıyor haklılığını lakin aciz kalıyor çıkıp ta dışarı savaşamayınca. Sayıları hiç sevememiş olan beynim harfleriyle savaştırmaya çalışıyor başkalarının sayılarını. Hiçbir problemi çözemeyip sınavları geçmeyi bekliyorum acizce.

Farklı kıvılcımlar tutuşturuyordu her hayatı ve herkes kendi suyunu kendi yangınına saklıyordu. Başka yangınların kıvılcımları bize ulaşmadığı sürece tehlike yoktu. İsraf haram diye öğretildiği için galiba kimse sevgisini israf etmiyordu ve sınırlı sayıda kişi seviliyor, sevgide israfa gidilmiyordu. Hüzün ne kadar hazin olsa da “aman bana ne” nin gücünü bastıramıyordu. Kendine acıma keşfedildiği andan itibaren herkes mazlumluğunu ilan etmişti ve zalim rolünü görünmez güçler oynuyor gibi bir senaryo uyarlanmıştı insan yaşamına. Kimse kendi cennetinin başladığı yerde bir başkasının cehenneminin dumanlarının tütüyor olabileceğini kabullenmek istemiyordu. Empati kelimesi sempatik duruyordu dudaklarda ve sadece herkes dört dörtlük uyguladığını düşünüyordu empatiyi. Ama fiilen uygulandığını gören olmamıştı.

Eskiden takas usulü yapılan duygu transferlerinde para ile alışveriş keşfedildi ve artık duygular parayla alınır oldu ve alındığı gibi para karşılığında bozdurulabiliyordu. Duygu borsası oluştu ve zamanla her yaştan her cinsiyetteki insan oynar oldu bu kumarı. Aşk evlilikleri nakit üzerinden yapılır oldu. Zalimce bir anane olan başlık parası yerine düğün masrafları kemirir oldu aşkları. Başkaları eğlensin diye lüks salonlarda lüks ziyafetler verilir oldu ve paralar mum gibi eridi. Düğün denilen bu masraf gecesine konuklar da külfetmiş gibi gelmeye başladı. Kimse evlenecek çiftin mutluluğunu paylaşmak için gitmiyordu cümbüşe ve herkes borçlu kalmamak ya da yakındaki kendi cümbüşüne yatırım amacıyla katılıyordu bu eğlencelere. Bir nevi iş toplantısıydı yani zamane düğünleri. Ama resmi iş toplantılarından farklı olan yanı bir maskeli balo havasında olmasıydı. Herkes en mutlu gülümseme maskesini takarak geliyordu.

Bakış açısındaki açı sayılarla ölçülmeye başladı ve ederi yüksek sayılı olan bakış açıları daha kabul görür oldu. Sanırım matematiğin suçuydu tüm bu hesaplar. Derken tüm hız problemleri haz problemlerine dönüşüverdi. Hiçbir musluk boş havuzu dolduramaz oldu.

Tüm duyguları sayılar besler oldu. Birimi fark etmiyordu dolar, euro ya da lira rakam yeterliydi birine bir şeyler hissedebilmek için. Hissin derecesinin ya da çeşidinin de önemi yoktu. Nefret, aşk, acımak fark etmiyordu. Her hayat filminde sayılar başrolü oynuyordu ve manevi yardımcı oyuncular sadece başrolün varlığı için var sayılıyordu. Mutluluk maskelerde kalıyordu ve gerçek yüz ifadeleri unutulmuştu. Gerçek kişilerden seçilmeliydi Oscar’a aday oyuncular. Gerçek hayatlara verilmeliydi en iyi senaryo ödülü ama iyiler arasından en iyiye karar vermek zor olduğu için, uyarlanmış sembolik senaryolar alıyordu ödülü.

İşte tüm bunlar yüzünden savaşıyor mantığım ve kalbim. Aciz kalıyorum kalp ve beyin arasındaki dengeyi sağlayamayınca.

Kalbiniz ve beyniniz arasında denge kurabilmeniz dileği ile…


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Beyza Ersoy Diğer Yazıları

27 Eylül 2018 - Kendime Nasihatler
Anasayfa | Künye | Bugünki Sayımız | Gazeteler | Foto Galeri | Video Galeri | Sohbet Odası
CH