Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'kibir' uyarısı
​Alim, İş insanlarını Erzurum’a davet etti
​Başkan Orhan gençlerle buluştu
​Vali Memiş: Hep birlikte sahaya inelim
  Genel      Gündem      Siyaset      Ekonomi      Spor      Dünya      Yerel      Asayiş      Eğitim      Sağlık      Teknoloji      Bölge      Kültür   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Muhammet İSPİRLİ - mispirli@alo25.com
Zeytinyağlı Yiyelim Efendim…
02 Ağustos 2017 - 687 okunma

Çocuklarla hem eş dost akraba ziyareti hem de gezme görme ve dinlenme (!..) adına tatildeyiz.

Zeytin cenneti güzel ülkemin Ege kıyılarından Akdeniz’e uzandık birkaç günlüğüne.

Gittiğimiz yerlerde çocuklar her ne kadar gıcık olsalar da vaz geçemediğim fotoğraf tutkumun yanına bir de sebze meyve Pazar gezilerini ekledim.

Muğla pazarındayız. Civar il ve ilçelerden gelen ürünlerin rengârenk yer aldığı tezgâhlarda taze zeytin ve yağı henüz görülmezken, el emeği doğal ürünlerini pazara getiren yaşlı teyzelerin gelinlik dönemlerinden kalma giyindikleri hoş renk tonlarıyla süslü Nazilli basmaları dikkatimi çekiyor.

Plastik bidonlarda ev yapımı, geçen yıldan kalma sıkma zeytinyağının litresi 12-13 TL civarında.

Bu fiyat zeytin ağacı olan ülkemizin diğer yerleşim bölgelerinde de üç aşağı beş yukarı aynı. Erzurum’da market raflarında yer alan sızma zeytinyağları bu rakamın en az üç katı ile başlıyor. Diğer sebze ve meyvelerde olduğu gibi.

Geçtiğimiz ramazan ayı boyunca farklı televizyon kanallarında zeytinyağının zehir olmadığını haykıra haykıra anlatmaya çalışan Canan Karatay ile aynı günlerde TBMM’ye getirilen tartışmalı yeni zeytin yasası bir kez daha kafamı kurcalıyor ve İsmet Paşa İlkokulu’nda burnumu sıkarak zorla sıvı yağ ve süt tozu içiren koyu gri iş elbisesi giysili rahmetli Adile Naşit benzeri teyzeyi aklıma getiriyor.

O süt tozu ve sıvı yağdan saklayan var mı bilmiyorum ama o ürünlerin bir analizi yapıldı mı, bize ne içirdiler arkadaş pek merak ediyorum doğrusu…

Konu bir türkünün sözlerinin hikâyesiyle pek çok kez dile getirilmiş. Bir kez de alıntılarla ben aktarıp hatırlatmak istedim bir yerlere iliştirerek.

Zeytinyağlı yiyemem aman,

Basma da fistan giyemem aman.

Senin gibi cahile,

Ben efendim diyemem aman…

TRT repertuarında kayıtlı İhsan Kaplayan kaynağı ile 1954 yılında Muzaffer Sarısözen tarafından derlenen türkünün sözleri günümüzde de önemini yitirmemiş.

Şöyle ki;

Gazeteci Sedat Kaya, konuyu çok şık bir şekilde kaleme almış:

“Tarih 1937 idi.. Tam 78 yıl önce.. Ekim’in 9’u.. Yeni Türkiye Cumhuriyeti kendi ayakları üzerinde durabilmek için fabrika üstüne fabrika açıyordu.. Bunların en önemlilerinden biri Nazilli Sümerbank Basma Fabrikasıydı.. Rusların verdiği krediyle açıldı.. Ama bu öyle faizle, ipotekle falan alınan bir kredi değildi.. Takas usulüydü.. Ver parayı, al portakalı, mandalini, limonu.. Ruslar bize para ve teknik eleman verdi.. Biz de onlara karşılığı kadar narenciye..

Müthiş bir projeydi.. 28 bin iğ ve 800 otomatik tezgah ile yılda 2 milyon 400 bin kilo iplik işliyor, 20 milyon metre basma üretiyordu.. Fabrikada yok yoktu.. İşçiler ve aileleri için halkevleri, müzik dersleri, spor alanları, tarım dersleri, aklınıza ne gelirse.. Fabrika Türkiye’nin ihtiyacını karşılamakla kalmıyor, yurtdışına da ürün satıyordu.. Birbirinden güzel pamuk basmalar kapış kapış gidiyordu.. Altı ayda bir de halka bedava dağıtılıyordu.. Kısa sürede ülkenin en verimli fabrikalarından biri oldu.. Nazilli basmaları bir numaraydı..

Aradan 17 yıl geçti.. Demokrat Parti yıllarıydı.. Marshall Yardımının ülkeye girmeye başladığı yıllar.. Radyolarda bir türkü çalmaya başladı.. Üstelik 10’ar dakika arayla.. “Zeytin yağlı yiyemem aman, Basma fistan giyemem aman Senin gibi cahile, Ben efendim diyemem aman” Aynı tarihlerde Yeşilçam’da üretilen Türk filmlerinde köylüler basma fistan giyen cahiller, görgüsüzler olarak lanse ediliyordu.. Kentliler tarafından.. Bilinçli, planlı psikolojik bir savaştı bu.. Amaç köylünün kentlere göçünü sağlamaktı.. Yani üretmemesini sağlamak..

Sonunda Türkiye bu savaşı kaybetti.. Devlet zaman içinde Nazilli Basma Fabrikasını kaderine terk etti.. Önce üretim düştü, makinalar çürüdü.. Sonra kapandı.. Tıpkı bir çok fabrika gibi.. Üreten bir toplum, tüketen bir toplum oldu.. 1927 yılında nüfusun yüzde 75,8’inin köylü olduğu bu toplumda bugün köylü nufusu yüzde 20.. İşte o yüzden bugün basma fistanlarda “Made in Chine” yazıyor.. Pamuk üreten köylü kalmadı.. O pamuğu işleyecek fabrikalar kapandı.. Ama ne ilginçtir.. Bir zamanlar “Basma fistan giyemem aman” türküsü söyleyen kentliler, bugün köylerde o güzelim, yumuşak, pamuk gibi basmaları arıyorlar..”

Evet, o Marshall yardımlarının sıvı yağı ve süt tozunu bu günkü gibi hatırlıyorum.

O Marshall yardımları sonucu Türkiye’ye kakalanan, Aliravi Caddesi’ndeki Taşambarlar rampasına trafik durdurularak çıkarılıp indirilen, 3-2 kilometrede galon galon mazot tüketen askeri cemseleri ben yaştakiler pek iyi hatırlarlar.

Sütün yüz kuruş olduğu dönemde kilosu 30 kuruşa verdiler süt tozunu, sütümüzü bitirdiler…

Verdiler mısırözü yağını mis gibi zeytinyağımıza tu kaka dediler…

Sonra da bu milletin efendisi köylüsüne her dem cahil söylemleriyle aşağılatıp kente taşıdılar.

Al sana üretim…

İşte o akaryakıt örneğindeki gibi, ikibinli yıllara kadar bu tür stratejik politikalarla bizi sürekli borçlu tutup üç kuruşa muhtaç ettiler.

Bütün bunlar yetmedi, bu milletin dini değerleri, yardımsever duyguları, iyi niyet sosyal ilişkileri kullanılarak farklı terör örgütleri oluşturup destek verdiler, hâlâ da kullanıyorlar…

Silahlı terör örgütlerine destekleri hiçbir zaman eksik olmadı, şimdi artık bunu aleni yapıyorlar.

Ne ABD ne Avrupa kimsenin kara kaşına kara gözüne hayran değil. Yıllardır yapılan yardımlar ve sonuçlar ortada.

Şimdi, güney sınırımızda ha bire yığınak yapılıyor. Yüzlerce TIR dolusu silahlar veriliyor, güya geri de alınacakmış haberleri geliyor….

Peh peh peh…

Biz o türküyü artık söylemiyoruz arkadaş…

Zeytinyağı da yiyeceğiz, köylü kardeşimize efendi de diyeceğiz…

Sizin gibi zalimlere de bu millet artık “dur” diyecek güçtedir…

 


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Muhammet İSPİRLİ Diğer Yazıları

17 Kasım 2018 - Partiler ve Aday Adayları
08 Kasım 2018 - Sayın Cumhurbaşkanım, bu okula bir de şimdi geliniz
25 Ekim 2018 - Anadolu Topraklarında İlk Cuma Namazının Kılındığı Manuçahr Cami
15 Haziran 2018 - Çifte Bayram Mı?
23 Mayıs 2018 - A Han Da Süper Lig
15 Mayıs 2018 - Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan
08 Mayıs 2018 - Şaka Mı Bunlar?
12 Nisan 2018 - Daha yeşil bir Erzurum için
02 Nisan 2018 - Umuda Yolculuk
05 Mart 2018 - Sistem şartlara göre belirleniyor…
12 Şubat 2018 - Sizlere Daha İyi Hizmet Verebilmek İçüüün…
27 Ocak 2018 - Hele Dadaş hoş musan?
17 Ocak 2018 - Esaret’e Destek
10 Ocak 2018 - 10 OCAK…
12 Aralık 2017 - İsmail Emi Demiş Ki..
31 Ekim 2017 - Doğal Kaz
24 Ekim 2017 - Yoklama Mı Yapsak?
11 Ekim 2017 - Klavye Şerefsizleri
27 Eylül 2017 - Bu Nasıl Kent Meydanı?
07 Eylül 2017 - Bir Kenara Konulacaklar
27 Ağustos 2017 - Trafik ve Hizmetleri Hak Getire
19 Temmuz 2017 - Bir garip ölmüş diyeler…
11 Temmuz 2017 - Hiç Bana Sordunuz Mu?
20 Haziran 2017 - Kim Kime Dum Duma…
05 Haziran 2017 - Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?
27 Mayıs 2017 - Kursağımızda Kaldı!
23 Mayıs 2017 - Geçmiş Olsun Güzel Ülkem!
17 Mayıs 2017 - Kaldı 90 Dakika…
11 Mayıs 2017 - Bu Maç Kaçmaaz…
01 Mayıs 2017 - Bende Kalmasın…
26 Nisan 2017 - Çipli Kafa Kâğıdım…
14 Nisan 2017 - Bu Ne Aymazlık…
06 Nisan 2017 - Sırası Gelmişken
26 Mart 2017 - Teşekkürler Nobre…
25 Mart 2017 - Şampiyonluk rotasındayız
21 Mart 2017 - Çekme Oğlum!..
06 Mart 2017 - “Kale Arkasına Dikkat!” Demiştim…
26 Şubat 2017 - Kale Arkasına Dikkat!
20 Şubat 2017 - Şeytanın Puştluğu
14 Şubat 2017 - Heç Oldii?
27 Ocak 2017 - BEYAZŞEHİR; Bu dergiyi mutlaka isteyin…
17 Ocak 2017 - “Söylemez”, Söylene Söylene...
04 Ocak 2017 - Bu Şehrin Kirli Havası…
27 Aralık 2016 - Terör Örgütlerinin Maşası Olmak
13 Aralık 2016 - Ankara’da Erzurum'u Tanımak…
27 Kasım 2016 - Cancağızım, Dün Dünde Kaldı Da…
21 Kasım 2016 - Bu kafayla şampiyon olsak nee, olmasak ne!
14 Kasım 2016 - Treni Kaçırmayalım…
08 Kasım 2016 - Taraftara Çağrı
25 Ekim 2016 - Tetiğe değil, deklonşöre basalım!
12 Ekim 2016 - Devletin Basın-Yayın-İlan-Enformasyon ve Ajans kuruluşları
21 Eylül 2016 - Soyuluyoruz!
02 Eylül 2016 - Kirlenen O Sıfatlar…
23 Ağustos 2016 - Erzurum’daki Askeri Tesisler…
12 Ağustos 2016 - Şoktan Uyanış,Ya da diriliş…
27 Temmuz 2016 - Meydanları Dolduranların Sesi
21 Temmuz 2016 - Sırtından Vurulmak
16 Temmuz 2016 - Geçmiş olsun!
11 Temmuz 2016 - Evet, Rektörlük seçimi…
30 Haziran 2016 - Türkiye'nin acilen...
20 Haziran 2016 - Rektörlük seçimleri mi dediniz?
11 Haziran 2016 - Bazıları için gün 25 saattir
30 Mayıs 2016 - Siyasi Panorama
23 Mayıs 2016 - İktidar değil, önemli olan muktedir olmak…
17 Mayıs 2016 - Sağlıklı Gün Dileklerimle!
05 Mayıs 2016 - Ah şu 25…
25 Nisan 2016 - Bütün pisliklere rağmen…
19 Nisan 2016 - Trabzon Yolcusi Kalmasun..
11 Nisan 2016 - Hukuk Devletinde Tuzak Olmaz!
01 Nisan 2016 - Marka Haysiyetsizler…
22 Mart 2016 - Yargıda Zaman Yönetimi…
07 Mart 2016 - Vefa İstanbul’da Bir Semtin Adı Değil…
29 Şubat 2016 - Ne Şubat Ama!
15 Şubat 2016 - Trafik keşmekeşi ve ucube yapılaşma
08 Şubat 2016 - Havuzbaşı’ndaki Bayrak Yanlıştı!
26 Ocak 2016 - Ne Kürt Ne Müslüman!
10 Ocak 2016 - Sap ile saman
07 Ocak 2016 - Tebrikler Sekmen…
31 Aralık 2015 - 365 Dün…
08 Aralık 2015 - Rus Ruleti
17 Kasım 2015 - men dakka dukka
10 Kasım 2015 - Kötü Dadı…
02 Kasım 2015 - Kolay Kazanılmadı…
27 Ekim 2015 - Bağımlılık
20 Ekim 2015 - 1 Kasım’a 10 Kala…
14 Ekim 2015 - Altınok’a Kefiliz…
28 Eylül 2015 - Büyükanne'ye bayram ziyareti...
20 Eylül 2015 - Beşi bir yerde!
13 Eylül 2015 - Ha Bu Suud’un Finduk Kadar Akli Olsa…
07 Eylül 2015 - Bu Medya Ak Parti’yi Nereye Götürür?
02 Eylül 2015 - Tekman’ın Çocukları…
12 Ağustos 2015 - Kürtler Bölücü Müdür?
26 Temmuz 2015 - Koyunlar Cağ Kebap Mı Oldu?
13 Temmuz 2015 - Yeni Bir Ak Parti…
30 Haziran 2015 - Bunlar kimin yareni?
19 Haziran 2015 - Koalisyon Belli Ama…
09 Haziran 2015 - Erken Seçim Kaçınılmaz! Eğer Ki..
02 Haziran 2015 - İstasyon Meydanı...
26 Mayıs 2015 - Vefa, Barda Oturan Sarışın Kız Mı?
Anasayfa | Künye | Bugünki Sayımız | Gazeteler | Foto Galeri | Video Galeri | Sohbet Odası
CH